Şimdiye Kadar Neler Oldu?
Selim Kaan Topaç
15 Nisan 2025

2 yılı aşkın süredir gecem gündüzüm Teknevia ile geçiyor. Bu süreçte doğru düzgün hiçbir şey yazmamışım. Bir noktadan başlamayınca da devamı gelmedi ama artık biraz durup neler yaşadığımızı, nereden nereye geldiğimizi, bu sürecin bende neye dönüştüğünü anlatmak istiyorum. Bu bir başarı hikayesi değil sadece. Bu, dijitalleşmemiş bir sektörü dönüştürmeye çalışan bir ekibin hikayesi. Krizlerle, belirsizliklerle, […]
2 yılı aşkın süredir gecem gündüzüm Teknevia ile geçiyor. Bu süreçte doğru düzgün hiçbir şey yazmamışım. Bir noktadan başlamayınca da devamı gelmedi ama artık biraz durup neler yaşadığımızı, nereden nereye geldiğimizi, bu sürecin bende neye dönüştüğünü anlatmak istiyorum.
Bu bir başarı hikayesi değil sadece. Bu, dijitalleşmemiş bir sektörü dönüştürmeye çalışan bir ekibin hikayesi. Krizlerle, belirsizliklerle, sabahlamalarla büyüyen bir girişimin hikayesi.
Öncelikle biraz tekne turizminden bahsederek başlayacağım. Tekne turizmi sektörü Türkiye’de binlerce tekne ile yürüyen milyon dolar hacime sahip bir sektör ve dijitalleşmemiş. Müşterilerin tekne sahibi telefon numaralarından fiyat kovaladığı veya acentelerin %200’lere varan komisyon oranlarıyla kazıklandığı bir sektör… Bizler Teknevia ekibi olarak bu sektörün çürümüş sistemini yıkıp yerine müşterilerin şeffaf bir şekilde fiyatlara ulaşabildiği, kiralama süreci boyunca her zaman irtibat bulabildiği regüle bir sistem inşaa ettik. Peki yapması söylemesi kadar kolay mıydı? Kesinlikle hayır.
Anlatmaya başından başlayacağım, hem de en başından.
Tekne kiralama sektörüne girişim liseye dayanıyor. Lisede yazları Antalya’da otellerde çalışırdım. Bulunduğum bölgede de tekne turları çok popülerdi. Gün içinde birçok misafir bana tekne turlarını nasıl yapabileceklerini soruyorlardı. En son birkaç tane tekne sahibi ile anlaşmış ve bana soran her müşteriyi belirli kaptanlara tura yolluyor akşamları da otel mesaim bittikten sonra sahile gidip kaptanlardan komisyonlarımı topluyordum.
Üniversiteye de geçtiğim ilk sene İTÜ’de İşletme Mühendisliği Kulübü üzerinden bir ortak arkadaşımız aracılığı ile Mert Güler abi ile tanıştım. Kendisinden Teknevia projesini dinledim. O zamanlar versiyon 2.0’ın yazılım süreci devam ediyordu. Henüz tekne kiralama operasyonları da neredeyse başlamamıştı denecek kadar azdı. Mert abiden projeyi ilk dinledikten sonra hem tekne kiralama ve turizm sektörüne olan ilgim, hem bir teknoloji girişiminde bulunma isteğim hem de Mert abinin vizyonu Teknevia’yı benim için bir parçası olmayı çok isteyeceğim bir proje konumuna koydu. İlk zamanlar Üsküdar’da bir çaycıda çalışıyorduk ve 1.5 sene sonrasına kadar da çaycı, kafeler ve evlerde çalışmaya devam edecektik. O zamanlar daha ürün tamamlanmadığı için günlerin önemli bir bölümü ürün üzerine konuşarak ve yazılımcıları izleyerek geçiyordu. Versiyon 2.0’ın MVP’si tamamlandıktan sonra sezon yaklaştıkça pazarlama çalışmalarını da arttırdık ancak günde olsa olsa 2-3 rezervasyon alıyorduk. Haziran 2023’e geldiğimizde birkaç influencer çalışmamız viral oldu ve inanılmaz bir trafik almaya başladık. Böylece ana marketing kanalımızı bulmuştuk: Influencer Marketing. Özellikle İstanbul’da Instagram’da “kişi başı 250 liraya tekneye çıktık” gibi bir içerik görmeyen kalmadığını düşünüyoruz, görmediyseniz de yakında görebilirsiniz. 🙂
Günde 2-3 rezervasyon alırken bir anda günde 30 rezervasyonlara çıktık. Kulağa çok hızlı bir başarı gibi geliyor ama aslında bu ani büyüme çok büyük bir operasyonel sınav demekti. Neyseki ürün kadar operasyonumuz da önceden bu trafiği kaldırabilecek bir şekilde tasarlanmıştı. Böyle bir ürün oluşturmak gerçekten zorluydu, aşırı başarılı bir teknoloji ekibiyle bunu başardık ancak gerçekten zor olan farklı bir taraf daha vardı, operasyon. İlk sezonumuzda şunu net şekilde anladım: Biz sadece yazılım yapmıyoruz. Biz deneyim satıyoruz.
Ve bu deneyimi baştan sona, tek bir noktada bile aksatmadan yaşatmamız gerekiyor.
Müşteri daha siteye girip fiyat bakarken başlıyordu bizim yolculuğumuz. Sonra satış, kiralama, tekneye biniş, tur esnası, tur sonrası memnuniyet veya şikayet… Her biri ayrı bir temas noktasıydı. Her biri kendi krizini, sorumluluğunu, duygusunu taşıyordu.
Ve biz bu süreci öyle dikkatli yönettik ki 2 yıl boyunca hiçbir kalıcı şikayet almamayı başardık.
Sektörün en zorlu kısmı ne teknolojiydi ne operasyon. Esas zorluk “dirençti”
Teknevia’yı eşsiz kılan ve başarılı olmamızı sağlayan en zorlu alanların başında da geleneksel kalmış bir sektörü dijitalleştirmemiz vardır. Bütün bir tekne kiralama sektörü olabilecek en ilkel hali ile işliyordu.
Tekne kiralamak isteyen müşteriler ya teker teker tekne sahiplerini arayıp fiyat almaya çalışmaktaydı ya da acentelerin %200’lere varan komisyon oranları ile kazıklanmaktaydı.
Teknevia olarak tekne kiralama sektörünü dijitalleştirdik ve şeffaf fiyatlar ile demokratize ettik.
Bu dijitalleştirme sürecinde de en büyük zorluk tekne sahipleri tarafından yaşandı.
Kaptanlar, yıllardır müşteriye “nabza göre şerbet” şeklinde farklı fiyat vermeye alışmıştı. Sabit fiyat girmeye yanaşmıyorlardı.
Turlarını hâlâ kağıttan ajandalarda takip ediyorlardı.
Biz ise birkaç genç çıkmış“artık bu işi dijitalden yapacaksınız” diyorduk.
Kimi kaptanlar değişime direndi. Ama değişime ayak uyduran kaptanlar Teknevia’dan bol bol tur alınca, diğerleri de sisteme dahil olmak istedi. Bugün 200 tekne yayında, 700’den fazla tekne de sisteme dahil olmak için bizden onay beklemekteler.
Tekne onay süreçlerimizde de kaliteden asla ödün vermedik. Her tekneyi ve tekne sahibini detaylı şekilde denetleyip yalnızca müşteri memnuniyetini öncelikleyen kaptanlarla çalıştık.
İçeriye tekneleri bu doğrultuda dahil ederek tekne çeşitliliğini artırmaya devam ediyoruz.
2023 sonunda artık ürünümüz MVP olmaktan çıkmıştı. Operasyonlar oturmuştu ve 2.000 rezervasyonu tamamlamıştık.
2024 yılına girerken operasyonlarımızı genişletmeye yönelik çalışmaları başlattık.
Bodrum, Göcek, Fethiye, Marmaris, Çeşme, Antalya gibi akdeniz çanağında da operasyonlarımızı genişlettik ve günlük haftalık tekne kiralama sektörüne de giriş yaptık.
Bu süreçte farklı büyük şirketler ile de önemli iş birlikleri gerçekleştirdik. Şu an baktığımda henüz daha küçük bir şirketken bile farklı farklı birçok büyük şirketi nasıl bağladığıma ben bile şaşırıyorum. 20 yaşında bir genç olarak toplantılarda tek başıma karşı şirketten bir anda bir sürü kişinin karşısına çıkıyor ve onlara neden Türkiye’nin bu sektörde en iyisi olduğumuzu ve neden iş birlikleri yapmamız gerektiğini anlatıp ikna ediyordum.
Bu görüşmeler sayesinde Boyner, Migros, Pegasus gibi şirketler ile işbirlikleri gerçekleştirdim. Sonrasında da birçok şirket işbirliği takip etti.
2024 yılının sezonuna girerken hem Teknevia brandingi hem teknoloji tarafında ürün hem de operasyonel süreçlerimiz oldukça oturmuştu.
Ekibimizi de genişlettik böylece daha geniş ve daha deneyimli bir ekip ile 2024 yılında 10.000 rezervasyonu aştık. Şu anda yazarken bu süreçte yaşanan yüzlerce hatta belki binlerce kaos, kriz ve strese rağmen 10.000 rezervasyon gerçekleştirdik demenin kulağa ne kadar kulağa kolay geldiğine ben de çok hayret ediyorum.
Bu işin bana kattığı şeyleri tek tek sıralasam yüzlerce başlık çıkar ama içlerinden ikisi her zaman başı çekiyor: kriz yönetimi ve problem çözme.
Her biri farklı beklentilere, farklı hassasiyetlere sahip binlerce müşteriyle, yüzlerce tekne sahibiyle, yoğun dönemlerde esneyemeyen sistemlerle ve aynı anda birden fazla acil durumla uğraşmak… Hepsi kendi içinde bir karar verme testiydi.
Öyle anlar oldu ki bir yanda sahada tekneye ulaşamayan bir müşteri, öte yanda aynı saate çift rezervasyon almış bir kaptan, müşteriyle sorun yaşayan farklı bir kaptan, bir başka yanda da ödeme sayfasında takılan bir kullanıcıyla aynı anda uğraşmak zorunda kalmak…ve her gün böyle yüzlercesine uyanmak.
Böyle bir operasyonu yönetmek de insanı çok güzel pişiriyor ve çözüm odaklılığı artık insanın çalışma refleksine yerleştiriyor.
2024’ün sonuna gelirken İstanbul’daki tekne kiralamaların çok büyük bir bölümü Teknevia üzerinden gerçekleştirilirken Akdeniz’de de birçok tekne turu Teknevia’dan kiralanmıştı ancak tabii ki yerimizde durmayarak yeni bir businessa da geçmenin hazırlıklarına başladık: Deniz deneyimleri.
Tüm türkiyedeki korsan teknesi turları, türk gecesi turları, teknede iftar turları, kano, yelken, kürek gibi birçok deniz deneyimleri de Teknevia’dan kiralanmaya başlanacaktı. Ve tam burada yeni bir şapkayı da kafama geçirdim, o da tasarımcı şapkasıydı.
Ürünün gelişim sürecinde UI/UX alanında doğrudan profesyonel bir tasarımcı ile çalışılmamıştı. Yeni bir business’ın da ürüne dahil edilecek olması üzerine paçaları sıvadım ve gecemi gündüzümü tasarıma adadım.
Zaten hem ürünün yazılım sürecinde yazılımcılarla iç içe bulunduğum sürede ürünümüzü teknolojik olarak oldukça iyi tanır hale gelmiştim. Satış ve operasyon süreçlerinde de müşterilerimizin ihtiyaçlarını ve içerdeki deneyimlerini yakından tanımıştım.
Sezonun aktif olmaması, ekibin genişlemiş olması ve operasyonlardaki yükümün de kış döneminde azalmış olmasından bulduğum zaman ile kendimi tasarıma verdim. Gecemi gündüzümü binlerce tasarımı inceleyerek, kendi tasarımlarımı yapmayı deneyerek, tasarım makaleleri okuyarak geçirdikten sonra Teknevia’nın yeni deniz deneyimleri business’ı ile yeni tasarımlarını bitirdim.
İçeriye deniz deneyimleri turlarını da dahil etmemiz ile beraber Teknevia bir tekne kiralama pazaryeri olmasının ötesinde artık bir deniz deneyimleri pazaryeri oldu.
Tam bu dönemde Mert abi yeni bir iş fikri ile geldi: Ismarlıyo. Yerinde duramayan bir ekip olarak koskoca bir iş olan Teknevia yetmezmişçesine bambaşka bir koskoca işin kuruluş çalışmalarına başladık. Sabahlara kadar ofiste çalışıyor gün doğarken ofisten çıkıyorduk. Sabahtan akşamlara kadar Teknevia için çalışıyor geceleri de Ismarlıyo için çalışıyorduk. Ismarlıyo’ya dair de bahsedilecek çok şey var ancak konumuz Teknevia’dan devam edeceğim.
Artık ekip olarak da oldukça büyümüştük. Üniversite öğrenciliğime devam etmeye çalışırken bir taraftan da satış müdürü olarak Teknevia’da dev bir operasyona liderlik ediyor ve ekibe yeni aldığımız arkadaşlarımızı yetiştirip onlara işi öğretmeye çalışıyordum. 2-3 kişi ile idare etmeye çalıştığımız dev operasyonları artık 8 kişilik bir satış-operasyon ekibi ile idare eder olduk. Bu süreçte de bir manager olarak hem liderlik becerilerimi hem de liderlik ettiğim alandaki her bir kişinin rotasyonunu sistemin ihtiyaçlarına göre kurgulama konusundaki kabiliyetimi ve gerekli teknolojileri kullanarak nasıl süreçleri sistemleştirebileceğimi geliştirdim.
Geçtiğimiz yıllarda hayatımda neredeyse hiç çalışmadığım kadar çok çalıştım. Bazı zamanlar durup bir günde veya haftada bundan daha fazla çalışamam herhalde diye düşündüğüm zamanlar oluyordu. Büyük başarılar gerçekten büyük fedakarlıklar gerektiriyor ve Teknevia Mert Güler liderliğinde birçok inanılmaz hırslı ve akıllı insan tarafından yapılan büyük fedakarlıklar sayesinde buralara geldi. Geldiğimiz noktada Teknevia Türkiye’nin en büyük tekne kiralama şirketi oldu ve on binlerce başarılı rezervasyon tamamladı. Birçok kişiyi istihdam eden bir şirket olmasının dışında geleneksel kalmış çok büyük ve kemikleşmiş bir sektörü dijitalleştiren bir Türk girişimi olarak Türkiye için çok büyük bir değer haline geldi. Bu gelişim sürecinin başından beri bir parçası olmanın verdiği keyif ve bunun sağladığı gelişim paha biçilemez, ancak en değerli olan da her zaman bu işi beraber yaptığımız, aynı hayal uğruna sabahlara kadar çalıştığımız, aynı mentalitedeki o inanılmaz ekibe sahip olmaktır.
Selim Kaan Topaç
Yazar