2026
Selim Kaan Topaç
28 Aralık 2025

Bir seneyi daha tamamladık. Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce eski yıl sonu değerlendirmelerimi ve gelecek sene hedeflerime dair yazılarımı okudum. Bu yazıları yazmamdaki en güzel kısımlardan birisi büyümemi bu yazılar üzerinden gözlemleyebiliyor olmak gibi. Olaylara eski bakış açılarım, durumları ve dünyayı okuma şeklim, neler yapmak istediğim veya yaptığım; hepsi çok değişiyor ve bu yazılar her […]
Bir seneyi daha tamamladık. Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce eski yıl sonu değerlendirmelerimi ve gelecek sene hedeflerime dair yazılarımı okudum. Bu yazıları yazmamdaki en güzel kısımlardan birisi büyümemi bu yazılar üzerinden gözlemleyebiliyor olmak gibi. Olaylara eski bakış açılarım, durumları ve dünyayı okuma şeklim, neler yapmak istediğim veya yaptığım; hepsi çok değişiyor ve bu yazılar her bir sene önceki seneye göre nasıl büyüdüğüme dair ipuçları bırakıyor. Bu farkındalık da şimdi bu yazıyı yazarken 2024’e göre büyümüş olmamı simgeleyecek bir şeyler bırakmam sorumluluğunu yüklüyor 🙂 Tabii ki her sene marginal olgunlaşma miktarım azalıyordur büyük ihtimalle. 18 yaşımdan 19 yaşıma geçerkenki olgunlaşmam ile 48 yaşımdan 49 yaşıma geçerkenki olgunlaşmamın benzer olmasını bekleyemeyiz ama neyseki 20 yaşımdan 21 yaşıma geçtim sadece bu sene ve bu sene de geçmiş her sene gibi epey olgunlaştığımı düşünüyorum.
2025 hedeflerimi koyarken şöyle bir cümle kurmuşum: “2025 ile alakalı olarak daha dengeli bir hayat yaşayacağım gibi kendimi kandıracak yüzeysel hedefler koymayacağım tabii ki.” Bunun yüzeysel bir hedef olacağını ve zaten yapamayacağımı düşünüp bir hedef olarak koymamışım. Buna rağmen bu seneyi diğerlerinden en çok ayıran denge oldu. Geriye dönüp baktığımda bu senenin en büyük başarısı dengeydi. Yine çok çalıştım, birçok farklı işte olmak üzere günlerimin ve haftalarımın büyük bir çoğunluğu yine çalışarak geçti ancak geriye dönüp baktığımda hem çok keyif aldığım hem de “kariyersel bir çalışmanın” dışında kalacak şekilde çok şey yaptığım ve deneyimlediğim bir seneydi. 5 farklı ülkeye yaptığım seyahatler, arkadaşlarla geçirilen daha çok keyifli vakit, yelken eğitimleri, ispanyolca çalışmaları, daha çok okuma – daha çok yazma derken bu sene önceki seneye nazaran ağzımda çok daha güzel bir tat bıraktı. İnsanın çalışırken ne için çalıştığını unutmaması gerekiyor. Bunu benim demem biraz ironik duruyor ama hayattaki çoğu kişide olmayan önemli bir farkındalık bu. Bende ne için çalıştığım ve neye varmak için çalıştığım bu sene daha da netleşti. Ulaşmak istediğim başarının 3 farklı fazı var. Birincisi, istediğim şeyleri dilediğimce deneyimleyebilecek bir özgürlüğe sahip olabilmek. İkincisi, sevdiklerime istediği deneyimleri sağlayabilecek bir özgürlüğe sahip olabilmek. Üçüncüsü, topluma etki edebilecek ve topluma sağlayabilecek bir özgürlük ve güce sahip olabilmek. Bunları olabildiğince bütünleşik bir şekilde götürmeye çalışıyorum. Bunların birincisi olan istediğim şeyleri özgürce deneyimleyebilme isteği hayatımı sadece çalışma üzerine kurmamı engelleyen hatırlatma oluyor benim için. Çünkü ne için koştuğumu fark etmeksizin koşarken hayatta asıl yapmak istediğim şeyleri atlıyor oluyordum bu seneye kadar. 2024’te de bu sene ağzımda kötü bir tat bıraktı dememin arkasındaki sebep buydu. 2024’ün sonundaki bu farkındalık 2025’imi daha dengeli götürmemi sağladı. Bir taraftan kariyer hedeflerim için çok çalışıyorken bir taraftan da kariyerim dışında beni oluşturan şeylere daha çok zaman ayırdım. Nelerdi bunlar peki? Seyahatti başlıca, denizcilikti onun dışında, okumak ve yazmaktı, arkadaşlarımla veya sevgilimle oturup sohbet etmekti.
İnsanın hayatı bir anda ulaştığı bir farkındalıkla değişmiyor tabii ki. Benim için hele hiçbir zaman böyle olmadı. Hala farkında olup değiştirmediğim birçok şey var hayatımda. Hayatımı nasıl yaşadığımı tekrar çizebilmem için hayatımda radikal bir değişikliğin yaşanması gerekiyor benim için genelde. Bu sene de o oldu. Teknevia hayatımdan çıktı. 2023 değerlendirmem de “Hayatım birkaç çağdan oluşsa yeni bir çağın başlangıcı Teknevia ile olurdu.” demişim. Bir çağın bitişi de Teknevia’dan çıkışım olmuştur herhalde. O dönem boyunca Teknevia için gecemi gündüzümü vermiş hayatımın merkezi yapmıştım Teknevia’yı. Ulaşmak istediğim en büyük hedef Teknevia’yı büyütmek ve onunla beraber büyümekti. 2,5 yılımı nerdeyse sadece Teknevia için kafa yorarak ve Teknevia için çalışarak geçirdim. Hayatımda bir daha bir projeye bu kadar bağlanır mıyım sanmıyorum. Bir insana bile bu kadar bağlanamam büyük ihtimalle. Çocukluğun da verdiği heyecan ve iş bilmemezlik ile Teknevia’dan başka bir şey görmüyordum. Bu sürecin batık maliyeti benim için oldukça yüksek oldu ama geriye büyük farkındalıklar ve dersler bıraktı. Tabii ki büyük deneyimler ve know-how da sağladı ama almayı planladığımız return bunun çok ötesinde olunca bunlar kesmiyor insanı.
Teknevia’daki ayrılıktan sonra kurumsal hayattaki çalışmalarım bir anda başladı. Bana göz kırpan 2 farklı sektör vardı. Birisi finans diğeri ise product tarafıydı. Bir dikey seçmem gerektiğinin farkındaydım. Ben de hem elimdeki fırsatları en iyi şekilde değerlendirebilmek hem de product tarafındaki çalışmalarımı yandan götürebileceğim düşüncesi ile finansı seçtim. Product tarafında ve design/development süreçlerinde ne kadar keyif alsam da yapay zekanın işimi çok kolay replace edebileceğinin farkında olduğum için o taraf riskli gelmişti. Finans üzerinden ilerlerken birçok farklı alana kayabileceğimin de bilincindeydim. Bunun üzerine mayıs başında Teknevia’nın son bulması ile ilk private equity stajı ile girdim sektöre. 8 ay boyunca private equity süreçlerini gözlemledim. Hem iş süreçlerini hem de ekibimi baya sevdim. Bu 8 aylık süreçte kurumsal hayata dair fikirlerim de biraz yumuşadı. Çalıştığım iş ve insanlarla da bağlantılı olacak ki işe gittiğim her gün keyifle işe gidiyordum. Yine de çalıştığım işte learning curve’üm daraldıktan ve beni yeterince challenge etmediğini hissettiğim anda motivasyonumu kaybetmeye başlıyorum. O sebeple ne kadar çok sevsem de önceki çalıştığım yeri, farklı bir deneyime yelken açmak istedim ve danışmanlık sektörünü görmek için Simon Kucher’e geçtim. Şu anda 1 aydır danışmanlık sektöründeyim, oldukça farklı bir deneyim oluyor burası da benim için. Sevip sevmediğimi farklı bir yazıda bahsederim. Projesiz kalamadığım için side projectler yürütmeye devam ettim sürekli ve kurumsalda olduğum süreç içerisinde de Semka.ai’ı çıkardık Mehmet ile beraber. Farklı projeler de aklımda dönmeye devam ediyor sürekli.
2025’in sonuna gelirken de dersler, finaller, birçok ödev projesi, gece 12’lere kadar consulting mesaisi, 180DC ITU team leader’lığı, case yarışmaları derken sepetimi yine çok doldurmuş oldum. Tamamen kariyer koşturmacasına girmeye ve kendimi hayatın diğer zevk aldığım alanlarından uzaklaştırmaya hala çok meyilliyim. Nasıl artık dengeye ulaştım desem de ipin ucunu tutmazsam bir anda tekrar kendime bir sürü iş çıkarıp tüm vaktimi işe güce adarken bulabiliyorum kendimi. O sebeple denge konusundaki hatırlatmayı yapmaya devam ediyor olacağım kendime.
2025’ten Hedeflerim Nelermiş, Neler Olmuş?
2025 için de hem fazla basit kalmayacak şekilde hem de sayısını fazla abartıp takip etmesini zorlaştırmayacak şekilde temel birkaç hedef koymuşum. Akıllıca olmuş çünkü her sene tahmin edilmesi çok güç değişimler getiriyor insana. O sebeple bir seneni planlamak ve hedeflemek neredeyse imkansız. Dinamik bir şekilde hayatın sana getirdiklerini karşılayıp duruma göre konumlanman ve yapman gerekenleri tekrar düzenlemen gerekiyor. Bazı sabit kalabilecek ve temel şeyleri hedeflemek bu işi daha sürdürülebilir kılıyor. Dürüst olmak gerekirse bu hedefleri koyduktan sonra dönüp bakmıyorum sene içinde ama kafamın içinde bir yerlerde oluyorlar. Neyse bakalım 2025 için hedeflerim nelermiş, neler olmuş?
- Yelken eğitimi alacağım. 2025 için en azından temel yelken eğitimini tamamlayacağım.
İlk sıraya da koymuşum, çok da iyi yapmışım. Bu hedefi başarıyla tamamladım. Şu anda hayatımda en keyif aldığım aktivitelerden birisi yelken yapmak. Her hafta, hafta sonu gelsin de yelken yapayım diye heyecanla bekliyorum. Denizde olmak, bir halattan diğer halata geçmek, yelkenleri doldurup son gaz dalgalara çarpa çarpa gidiyor olmak, yan yatmış yelkende acaba devrilecek miyiz korkusunu her seferinde yaşamak ama ona rağmen daha da hızlanmaya çalışmak… Her bir anını çok seviyorum yelkende olmanın. Hayat boyu sürdürmek isteyeceğim bir hobi kazandığıma inanıyorum.
2. Tasarım alanında daha çok uzmanlaşacağım. Hem tasarımsal bakış açımı geliştirmek hem estetik anlamda işler yapmak hem de geliştireceğim ürünlere farklı bir taraftan da bakabilmek adına tasarım tarafında kendimi geliştireceğim. Teknevia’nın deneyimler tarafının tasarımlarını yapmak ilk planım.
Bu hedefi başarıyla tamamladığıma inanıyorum. Bu sene tasarım ile kafayı bozdum hatta gerçekten. Teknevia’nın deneyimler kısmı ile kalmadı içerde başka birçok şeyin tasarımına sonra da kendi yaptığım her bir proje ve üründe UI-UX tasarımlarına evrildi. Hem çalışıp öğrenme anında hem de üretip tasarlama anına çok keyif alıyorum. Bu işi matematiği ve felsefesi ile beraber öğrenmek için çok çaba sarf ettim. Sadece tasarım ile kullanıcıyı satın almaya nasıl götürürüzün ötesinde içerdeki deneyimler nasıl kusursuzlaştırılabilir, tasarım psikoloji ile nasıl iç içe geçer, estetiği ne kazandırır, altın oranlar nelerdir gibi birçok dikeye inerken çok keyif alarak geliştirdim tasarım tarafımı.
3. xxx dolar yatırım portföyüne ulaşmak
Bu hedefimi de %115 başarı ile tamamladım. Yatırım hedeflerimi belirlerken bir sonraki sene nasıl bir portföy büyüklüğüne ulaşabileceğimi çok iyi tahmin edebildiğimi düşünüyorum. Bu sene yatırım şeklim de çok değişti. Daha önceki senelerde hatta 2025’in yarısına kadar şirketler özelinde analiz yapardım. Bilançolarını ve yatırımcı sunumlarını inceler, şirket güzel işler yapıyorsa getirisinin olacağına inanır alırdım. Çünkü yatırım kitaplarında böyle yapmam gerektiği yazıyor. Hem dünyada hem de özellikle Türkiye’de işlerin bu şekilde ilerlemediğini fark etmem zaman aldı. Artık daha çok makro analizler üzerinden yatırımlarımı yapıyor ve stratejilerimi ona göre belirliyorum. Dünyada neler olduğunu, uluslararası ilişkilerde durumların nasıl ilerlediğini, politika yapıcıların isteklerinin neler olduğunu okumak yatırımlarımdaki return’lerimin de gelişmesini sağladı.
4. Girişimcilik ve yatırım sürecim taraflarındaki bloglarıma ayda 1 blog yükleyeceğim.
Bu hedefim başarısız oldu. Bu hedefi girişimcilik ve yatırım süreçlerime dair bloglarla kısıtlamam biraz başarısız olmasında önemli bir etken oldu. Çünkü girişimcilik sürecim sırasında neler olup bittiğini yazmak hem şirket stratejisini ortaya çıkarmak olurdu hem de ne olursa olsun şeffaf bir şekilde yazamayacağım için yazmak anlamsız olurdu. Yatırım tarafında da yazma motivasyonumu kaybettim zaman içerisinde. Yatırım veya işin dışında da genel olarak yazdıklarımı çok paylaşma motivasyonu bulamadım bu sene. Özellikle politika, uluslararası ilişkiler, genel hayat analizleri, psikoloji gibi alanlarda farklı farklı yazılar yazdım ama paylaşmak içimden gelmedi. Böyle alanlarda içerik üretirken ahkam kesiyor gibi hissediyorum ve paylaşmak istemiyorum. Aslında bunu aşmam lazım ama bakalım.
Nasıl Bir Geleceğin İçinde Kurguluyorsun Kendini?
Aslında yukarda ne için çalıştığımı anlatırken biraz bahsetmiştim bundan. 3 farklı faz var gerçekleştirmek istediğim: Birincisi, istediğim şeyleri dilediğimce deneyimleyebilecek bir özgürlüğe sahip olabilmek. Yani dünyada bir yeri görmek istediğimde bunu yapabilecek para, zaman ve enerjiye sahip olabilmek istiyorum. Veya nasıl yelken yapmaya başladıysam bir anda onun gibi farklı bir hobiye başlamak istediğimde dilediğim gibi gerçekleştirebiliyor olduğum bir hayata sahip olmak istiyorum.
İkincisi, sevdiklerime istediği deneyimleri sağlayabilecek bir özgürlüğe sahip olabilmek istiyorum. Özellikle aileme istedikleri hayatı dilediklerince yaşayabilecekleri bir özgürlük sağlayabilmek istiyorum.
Üçüncüsü, topluma etki edebilecek ve topluma sağlayabilecek bir özgürlük ve güce sahip olabilmek istiyorum. Politika veya tarih okudukça yaşadığım topluma müdahil olma ve sorun olarak gördüğüm şeyleri değiştirip çözme isteği içimde gittikçe büyüyor. Bu çocukluğumdan beri vardı, büyüdükçe kaybolmak yerine daha da arttı. Özellikle Türkiye’de gerçekleştirmek istediğim çok fazla şey var. Bu politikacı olacağım veya siyasetle bir arada bir şeyler yapacağım demek değil sadece ama ülke adına büyük projeler gerçekleştirebilecek güce sahip olmak istiyorum.
Bunların ötesinde entelektüel bir kişi olmak istiyorum. Fikri değerli bir kişi olmak ve fikirlerinin, kendisinin ötesinde topluma veya çevresine fayda sağlayabildiği bir kişi olmak istiyorum. Teknoloji, para ve insanı iyi tanımak istiyorum. Bilme ve öğrenme isteği içimdeki en büyük istençlerden ve bunu bolca tatmin edebildiğim bir hayat istiyorum.
Dünyayı görmüş birisi olmak istiyorum. Afrikadaki kabile hayatı yaşayanlardan, Japonyadaki tapınaklara; New York’taki plazalardan Brezilyadaki favelalara kadar görmek ve deneyimlemek istiyorum dünyayı.
Ve de bir şeyleri paylaşabileceğim sevdiğim insanlarla vakit geçirebiliyor olmayı isterim. Fas’tayken özellikle çok fark ettiğim bir şeydi bu. Deli dehşet maceralar yaşasam da insanın yanında kimse yokken veya kimseyle paylaşamazken bir eksiklik hissediyor insan. o sebeple yanımda sevdiğim ve bir şeyleri paylaşabileceğim insanların olması çok önemli.
Bunlar biraz daha nasıl bir gelecekte kurguluyorsunun ötesinde gelecekte nasıl biri olmak istiyorsunun cevabı oldu ama bu sene böyle olsun.
2026 Hedeflerim
- Yelken balon eğitimi alacağım ve minimum 1 yelken yarışına katılacağım.
- Erasmus’a gideceğim. (Bu üniversite hayatımda eksikliğini en çok hissettiğim şey. Geç olduğunun da farkındayım, eğer bu saatten sonra yaparsam hem mezuniyetimi geciktirecek hem de sektördeki gidişatımı bozacak ancak 10 yıl sonra bunların önemli olmayacağını ve erasmus yapmamış olmamın pişmanlık olarak kalacağını hissediyorum. O sebeple mezun olmadan erasmus yapmayı istiyorum. Bunun için uğraşacağım ama gidemeyecek gibiysem veya okulum aşırı uzayacak gibiyse de yapacak bir şey yok)
- xxxxx dolar portföy (erasmusa gidersem değişebilir)
- İspanyolca A2 belgesi alacağım
Selim Kaan Topaç
Yazar